Geçtiğimiz günlerde ailemle birlikte yoldaydım. Sol şeritte, hız sınırının 130 km/s olduğu bir bölümde yaklaşık 110 km/s hızla ilerliyordum. Trafik normal akışındaydı. Sonra her şey birkaç saniye içinde değişti.
Önümüzdeki trafik aniden yavaşladı. Hızlar önce 30-40 km/s seviyelerine düştü, ardından tamamen durdu. Ben durdum. Arkamdaki Egea durdu. Onun arkasındaki Jeep de durdu. Zincirin son halkasında bulunan Citroën ise duramadı.
Gerisini tahmin etmek zor değil.
Bir çarpma sesi, ardından bir diğeri. Sonra bir diğeri daha…
Yaklaşık 6-7 aracın karıştığı zincirleme kazanın en önündeki araçlardan biri bendim. Olayın en sinir bozucu tarafı ise bunun teknik bir arızadan ya da kaçınılmaz bir durumdan kaynaklanmamasıydı. Bir kişinin duramaması yüzünden onlarca insanın günü mahvoldu.
Burada kimse kusura bakmasın. Aracına güvenmiyorsan, frenlerinden emin değilsen, takip mesafesini koruyamıyorsan o yola çıkmayacaksın. Çünkü senin yaptığın hata sadece seni ilgilendirmiyor. Arkandaki, önündeki, yanında giden herkesin hayatını etkiliyor.
Kazadan sonra insanların yüzüne baktım. Kimi ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, kimi şoku atlatmaya uğraşıyordu. Benim araçta ailem vardı. Açık konuşayım, bu yüzden normalden daha fazla gerildim. Çünkü iş sadece kaporta hasarı olmaktan çıkıyor. Bir anda aklına onlarca kötü ihtimal geliyor.
Bir tane kendini bilmez herif yüzünden onlarca insan mağdur oldu.
İşin maddi tarafı da cabası. Olay yerindeki birçok kişi polis bekleyip tutanak tutturdu, sigorta süreçlerini başlattı. Ben ise farklı bir karar verdim. Tampon tırnakları, park sensörü ve plastik kırıldı, far zarar gördü, bagaj kapağı kaydı. Yaklaşık 15 bin liraya yaptıracağım.
Sigortaya girsem ne olacaktı? Hasar dosyaları açılacak, masraflar büyüyecek, aracın siciline işleyecek ve neredeyse sıfır ayarındaki aracımın tramer kaydı oluşacaktı. Sonuçta ortaya çıkan faturayı yine birileri ödeyecekti.
Peki bütün bunların sebebi neydi?
Bir kişinin dikkatsizliği.
Trafikte hepimiz aynı yolu paylaşıyoruz. Kimsenin canı, malı ya da zamanı diğerinden daha değersiz değil. Aracımız ne olursa olsun, önce kendimize sonra çevremizdekilere karşı sorumluyuz.
Takip mesafesi bırakın.
Aracınızın bakımını yaptırın.
Frenlerinize güvenmiyorsanız direksiyon başına geçmeyin.
Çünkü işin ucunda sadece para yok.
Can var.
Ve bazen bir kişinin yaptığı hata, hiç tanımadığı insanların gününü, cebini ve huzurunu çalmaya yetiyor.

