Liste fiyatı var. Hatta öyle bir var ki; siteye giriyorsun, ışıl ışıl. Renk seç, jant seç, hayal kur… Sonra bayiye gidiyorsun. Kapıdan giriyorsun, gerçek hayat seni tokatlıyor: “Araç yok.”
Yok ama nasıl yok… Sanki araba değil, define arıyorsun. “Stok ne zaman gelir?” diyorsun, cevap net: “Belli değil.” Ama garip bir şekilde o araç hep birilerine geliyor. Sen denk gelmiyorsun, onlar hep denk geliyor. Tesadüf mü? Tabii ki… 😄
Liste fiyatı mı? O zaten ayrı bir komedi. Orada yazan rakam, showroom’da gördüğün gerçeklikle akraba bile değil. “Bu araçtan yok ama şunu verelim… buna da seramik yaptık, cam filmi çektik, paspası altın kaplama yaptık.” Sonuç: Liste fiyatı hikaye, paket zorunlu, fiyat uçmuş.
Test sürüşü desen ayrı bir efsane. Arabayı alacaksın ama önce denemek lazım değil mi? Yok öyle bir dünya. “Test aracı dolu, en erken 1 ay sonrasına gün verelim.” Kardeşim biz araba mı alıyoruz, nikah günü mü? 1 ay sonra zaten ya zam geliyor ya heves kaçıyor.
En güzeli de şu: Araç yok ama satış var. Bayi sana bakıyor, sen bayiye bakıyorsun… ortada araba yok ama konuşulan şey hep satış. Bu işin mantığını çözen varsa gelsin anlatsın.
Gerçek şu: Bu piyasada araba almıyorsun. Sıraya giriyorsun. Tanıdık kovalıyorsun. “Abi bir şey düşerse haber ver” moduna geçiyorsun. Yani otomobil piyasası değil, bildiğin torpil ekonomisi.
Sonra diyorlar ki “müşteri memnuniyeti”. Tabii… bulabilirsen müşteri de memnun olur zaten.



Yorumlar
Yorum ve fikirleriniz bizim için değerli. Siz de düşüncenizi aşağıya yazın.