Türkiye’de işin gerçeği daha net hissediliyor. 400-500 kilometrelik bir yol artık ciddi yakıt maliyeti demek. Üstüne otoyol ve köprü ücretleri eklenince iş iyice büyüyor. Mola bile eskisi gibi değil; kahve alırken bile düşünüyorsun. Yani mesele sadece yola çıkmak değil, yolda ne harcayacağını bilmek.
Araba eskiden özgürlüktü. Şimdi ise kontrol edilmesi gereken bir gider kalemi oldu. Depo doluyken kendini iyi hissediyorsun ama yarım depoda bile insanın aklına “acaba” soruları düşüyor. Keyif işi olması gereken şey, bütçe yönetimine dönmüş durumda.
Bu yüzden herkesin kafasında aynı soru var:
Bu yaz ne olacak?
Uzun yol planları iptal mi edildi, yoksa daha kısa ve hesaplı rotalara mı dönüldü?
Yoksa hâlâ “bas gitsin” diyebilenler var mı? Çünkü artık mesele sadece direksiyon başına geçmek değil, o direksiyonun maliyetini göze almak.


